Adli kontrol, tutuklama nedenleri bulunduğu hâlde kişinin cezaevine konulmadan, belirli yükümlülüklere uyması şartıyla serbest bırakılmasını sağlayan bir koruma tedbiridir (CMK m.109). Yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde karakola imzaya gitmek ve konutu terk etmemek en sık görülen türleridir. Adli kontrol kararına, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Yükümlülüklere isteyerek uyulmazsa, kişi hakkında hemen tutuklama kararı verilebilir.
Adli kontrol ne zaman uygulanır?
Adli kontrol, kanunda tutuklamanın alternatifi olarak düzenlenmiştir. Üç durumda gündeme gelir:
- Tutuklama nedenleri varken: Kuvvetli suç şüphesi ve kaçma ya da delil karartma şüphesi gibi bir tutuklama nedeni bulunsa bile, hâkim tutuklama yerine adli kontrole karar verebilir (CMK m.109/1). Hâkim tutuklamaya karar veriyorsa, adli kontrolün neden yetersiz kalacağını gerekçesinde göstermek zorundadır (CMK m.101/2).
- Tutuklama yasağı olan suçlarda: Tutuklama yasağının bulunduğu hâllerde de adli kontrol hükümleri uygulanabilir (CMK m.109/2). Örneğin üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezası gerektiren bazı suçlarda tutuklama mümkün değildir, ama adli kontrol mümkündür.
- Azami tutukluluk süresi dolduğunda: Kanundaki tutukluluk süreleri dolduğu için tahliye edilen kişiler hakkında da adli kontrol uygulanabilir (CMK m.109/7).
Kanun ayrıca ağır hastalık veya engellilik nedeniyle cezaevinde hayatını tek başına sürdüremeyecek durumdaki şüpheliler ile gebe veya doğumdan itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheliler için tutuklama yerine adli kontrol verilebileceğini özellikle belirtir (CMK m.109/4).
Tutuklama ile gözaltının farkı ve kararın hangi aşamada verildiği için gözaltı ve tutuklama arasındaki fark yazımıza bakabilirsiniz.
Adli kontrol türleri nelerdir?
CMK m.109/3, hâkimin seçebileceği yükümlülükleri tek tek sayar. Hâkim bunlardan bir veya birkaçını birlikte uygulayabilir:
| Bent | Yükümlülük | Uygulamadaki karşılığı |
|---|---|---|
| a | Yurt dışına çıkamamak | Yurt dışı çıkış yasağı |
| b | Hâkimin belirlediği yerlere, belirtilen sürelerle düzenli başvurmak | İmza yükümlülüğü (örneğin haftada bir gün karakola gitmek) |
| c | Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına, meslek ya da eğitimle ilgili kontrol tedbirlerine uymak | Denetim görevlisine bildirim, okula devam kontrolü |
| d | Taşıt kullanamamak, gerekirse sürücü belgesini teslim etmek | Ehliyete el konulması |
| e | Özellikle bağımlılıktan arınmak için tedavi veya muayeneye tabi olmak | Tedavi yükümlülüğü |
| f | Hâkimce belirlenen bir güvence miktarını yatırmak | Güvence (kefalet) |
| g | Silah bulunduramamak, gerekirse silahları teslim etmek | Silah yasağı |
| h | Mağdurun haklarını güvence altına almak için belirlenen parayı teminata bağlamak | Mağdur lehine teminat |
| i | Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve nafakayı ödeyeceğine güvence vermek | Nafaka güvencesi |
| j | Konutunu terk etmemek | Halk arasında “ev hapsi” |
| k | Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek | Şehir dışına çıkış yasağı |
| l | Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek | Belirli yerlere yaklaşma yasağı |
Hâkim veya savcı, taşıt kullanma yasağında (d bendi) kişinin mesleği gereği araç kullanmasına sürekli ya da geçici izin verebilir (CMK m.109/5). Güvence olarak yatırılan para ise kanundaki sıraya göre kullanılır; kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilirse, mağdura ödenmemiş kısmı kişiye geri verilir (CMK m.113-115).
Adli kontrol kararını kim verir?
- Soruşturma evresinde: Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkimliğinin kararıyla adli kontrol altına alınır (CMK m.110/1). Savcı adli kontrole kendisi karar veremez; hâkimden ister.
- Kovuşturma evresinde: İddianame kabul edildikten sonra davayı gören mahkeme, gerekli görürse adli kontrol kararı verebilir, yükümlülükleri değiştirebilir veya kaldırabilir (CMK m.110/3).
Hâkim, savcının istemiyle kişiyi yeni yükümlülükler altına koyabilir, mevcut yükümlülükleri tamamen veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da geçici olarak muaf tutabilir (CMK m.110/2). Örneğin imza gününün değiştirilmesi veya zorunlu bir seyahat için geçici muafiyet bu yolla istenebilir.
Uygulamada adli kontrol çoğu zaman tutuklama sorgusunda gündeme gelir. Savcı tutuklama isterken adli kontrolün neden yetersiz kalacağını gerekçesiyle göstermek zorundadır (CMK m.101/1). Müdafi de bu sorguda, kişinin adresine, işine ve aile durumuna uygun somut bir yükümlülük önerebilir. Seçilen yükümlülük, amaca hizmet etmeli ve kişinin çalışma hayatını gereğinden fazla kısıtlamamalıdır. Örneğin kaçma şüphesi ileri sürülen bir dosyada yurt dışı yasağı ile imza yükümlülüğü birlikte, delil karartma şüphesi ileri sürülen bir dosyada ise belirli yerlere veya kişilere yaklaşmama yükümlülüğü değerlendirilebilir.
Adli kontrol ne kadar sürer?
Kanun, adli kontrolün sınırsız sürmesini engellemek için azami süreler öngörür (CMK m.110/A):
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde: En çok iki yıl. Zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde: En çok üç yıl. Zorunlu hâllerde uzatılabilir; uzatma toplam üç yılı, kanunda sayılan devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile terör suçlarında dört yılı geçemez.
- Çocuklar bakımından: Bu süreler yarı oranında uygulanır.
Ayrıca adli kontrolün devamının gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Bu incelemeyi soruşturma evresinde savcının istemiyle sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme kendiliğinden yapar (CMK m.110/4).
Örnek durum (temsilidir): Dolandırıcılık iddiasıyla soruşturma yürütülen bir şüpheli hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve haftada iki gün imza yükümlülüğü uygulanıyor. Şüpheli, işi gereği şehir dışında çalışmaya başlayacağını belgeleyerek imza gününün değiştirilmesini istiyor. Karar noktası şudur: Yükümlülüğün tamamen kaldırılması mı istenecek, yoksa imza yerinin veya sıklığının değiştirilmesi mi? İş sözleşmesi, çalışma adresi ve o güne kadar imzalara düzenli gidildiğini gösteren kayıtlar istemin dayanağını oluşturur.
Adli kontrole nasıl itiraz edilir?
Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir (CMK m.111/2). Kanunda ayrı bir süre öngörülmediği için genel kural uygulanır: İtiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie verilecek dilekçeyle ya da zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır (CMK m.268/1).
İtirazı inceleyecek merci kararı verene göre değişir (CMK m.268/3):
- Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol kararına yapılan itirazı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.
- Asliye ceza mahkemesinin kararına yapılan itirazı, yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler.
- Ağır ceza mahkemesinin kararına yapılan itirazı, numara olarak kendisini izleyen daire; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi inceler.
İtiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz (CMK m.269). Yani itiraz sonuçlanana kadar yükümlülüklere uyulmaya devam edilmelidir.
Dikkat: Adli kontrol kararına itiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m.268/1). Bu süre kaçırılsa bile kişi, yükümlülüğün kaldırılmasını veya değiştirilmesini her zaman isteyebilir; hâkim veya mahkeme bu istem hakkında savcının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir (CMK m.111/1).
İtirazda genel ifadeler yerine somut gerekçe gösterilmelidir. Yükümlülüğün iş, sağlık veya aile hayatına etkisi belgelenmeli; daha hafif bir yükümlülüğün aynı amaca neden yeteceği açıklanmalıdır. Tutuklamaya karşı itirazın ayrıntıları için tutuklama kararına itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
Adli kontrole uyulmazsa ne olur?
Adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, verilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir (CMK m.112/1). Bu kural, normalde tutuklama yasağı bulunan suçlar için de geçerlidir.
Azami tutukluluk süresi dolduğu için verilen adli kontrolün ihlalinde de tutuklama mümkündür. Ancak bu durumda tutukluluk, ağır ceza işlerinde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz (CMK m.112/2).
“İsteyerek” ifadesi önemlidir. Hastalık, kaza veya resmî bir engel gibi kişinin elinde olmayan bir nedenle imzaya gidilemediyse, bu durum belgelenmeli ve mümkünse önceden bildirilmelidir.
Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü?
Genel kural, kişisel özgürlüğü sınırlayan bütün hâllerde geçirilen sürelerin hapis cezasından indirilmesidir (TCK m.63). Ancak CMK, adli kontrol için özel bir kural koyar (CMK m.109/6):
- Adli kontrol altında geçen süre, kural olarak cezadan mahsup edilmez. Yurt dışı yasağı veya imza yükümlülüğünde geçen süreler cezadan düşülmez.
- Tedavi veya muayene yükümlülüğü (e bendi) ile konutu terk etmeme (j bendi) bu kuralın istisnasıdır.
- Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
Konutu terk etmeme veya hastaneye yatma dahil tedavi yükümlülüğü uygulanan kişi hakkında sonradan kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK) veya beraate karar verilirse, kişi Devletten tazminat isteyebilir (CMK m.141/1-l).
Soruşturmanın genel işleyişi için ceza avukatı sayfamıza, ağır cezalık suçlamalarda sürecin özellikleri için ağır ceza avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Adli kontrol sabıka kaydına işlenir mi?
Adli kontrol bir mahkûmiyet değil, yargılama sürerken uygulanan geçici bir tedbirdir. Adli sicile esas olarak kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Ancak yurt dışı çıkış yasağı gibi bazı tedbirler ilgili kurumların sistemlerine işlenir ve uygulanması bu kayıtlar üzerinden sağlanır.
Adli kontrol kararına rağmen yurt dışına çıkmak mümkün mü?
Yurt dışına çıkış yasağı varken yurt dışına çıkılamaz. Zorunlu bir neden varsa, örneğin tedavi veya bir yakının cenazesi, hâkim ya da mahkemeden yükümlülükten geçici olarak muaf tutulma istenebilir (CMK m.110/2). İstem belgelerle desteklenmeli ve karar çıkmadan seyahat edilmemelidir.
İmza yükümlülüğü kovuşturma bitene kadar sürer mi?
Kendiliğinden sürmez. Adli kontrolün devamı en geç dört ayda bir yeniden değerlendirilir ve kanundaki azami süreler aşılamaz (CMK m.110/4, m.110/A). Kişi de her zaman yükümlülüğün kaldırılmasını veya hafifletilmesini isteyebilir.
Adli kontrol yerine tutuklama istenebilir mi?
Evet. Adli kontrol devam ederken yeni deliller ortaya çıkar veya kaçma şüphesini güçlendiren somut olgular belirirse, savcı tutuklama talep edebilir. Yükümlülüklerin isteyerek ihlali de başlı başına tutuklama nedeni olabilir (CMK m.112). Bu yüzden yükümlülüklerin takvimi ve kayıtları düzenli tutulmalıdır.
Bu konuda destek almak ister misiniz?
Durumunuza özel değerlendirme için Esenler'deki büromuzla iletişime geçebilirsiniz.